Pamuklu Köylüleri’ne ve Dernek Yönetim Kurulu’na Açık Mektup

 

Değerli Dernek Yönetim Kurulu Üyeleri, Saygıdeğer Pamuklulular;

 

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşamını sürdürmekte olup aşağıda imzaları bulunan biz Pamuklu kökenliler olarak, Pamuklu Köyü Derneği’nin bugünkü durumuna ilişkin ortak düşüncelerimizi ve çözüm önerilerimizi içeren bu yazımızı sizlerle paylaşmayı doğru görüyoruz. Arzumuz, bu düşünce ve önerilerimizin, gerek Derneğin kendi yapısı içinde bir türlü islemeyen demokratik işleyişin yeniden kurulabilmesi ve gelişmelere daha canlı ve sağlıklı müdahale edebilmeniz konularında ve gerekse Pamuklu Köyü Derneği’ni, tüm Pamuklulular’i kucaklayarak daha güçlü, daha demokratik ve herkese güven veren bir Platform haline getirmenize yardımcı olmasıdır.

Konuya girmeden önce, yeni yilinizi kutlar,  2008 yili ve bundan sonraki yillarin, dünyada ve Türkiyede yasanan bütün olumsuzluklara ragmen herkes icin saglikli ve basarili gecmesini, umutsuzlugun ve karamsarliklarin yerine umut filizlerinin canlanip fiskiracagi  yillar olmasini diliyoruz.

Bu anlayis ve sorumlulukla üzerinde anlasmaya vardigimiz yaziyi, siz sevgili Pamuklulular’a sunuyoruz.

2007 yilini pek çok olumsuzluklarla birlikte geride biraktik. Yeni bir “Yil”a baslarken daha önceki dönemlerde oldugu gibi yine pek çok insan, geride biraktiklari yilda yaptiklarinin muhasebesini, çok kisada olsa yaparak, 2008 yilinda eksik kalan  çalismalarini tamamlamak üzere ek planlar yapma ihtiyaci duyarlar.  Yani bilim adamlari, tarihçiler, siyaset adamlari, gazeteci ve yazarlardan tutun da en siradan insanlara kadar, kimileri daha sistemli ve bilimsel degerlendirmelerle 2007 yilini degerlendirmeye çalisirken, kimileri ise daha siradan, basit ve yüzeysel bir degerlendirme ile bir yilda yaptiklarini gözden geçirerek, yasamin neresinde olduklarini kendilerince anlamaya çalismaktadirlar.

Ancak,  öyle büyük toplumsal ve sosyal islevleri olmasa da,  Pamuklu Köyü Dernegi’nin de, bugün içinde bulundugu durumundan dolayi, bu güne kadar yapilan çalismalari degerlendirerek, sonuçlarini dernek üyeleri  ve tüm Pamuklulular’la paylasma ihtiyaci duymaliydi. Böylece, aylardir içine girdigi sessizligi bozarak gerçek durumunu kendi insanlari ile paylasarak, kafalarda olusan soru isaretlerine bir yanit vermis olurdu. 

Ama Dernek Yönetimindeki arkadaslar, çogu zaman yaptiklari gibi, bir kurum olarak sorunlari derinligine ele alip degerlendirme yerine, bireysel olarak yaptiklari  bir takim  yüzeysel açiklamalarla yetindiler. Bu türden sagliksiz ve sagliksiz oldugu kadar da ortak iradeyi yansitmaktan uzak olan degerlendirmelerle, sorunlarin kaynagina inerek bir çözüm yolu bulmanin mümkün olamadigini ve hiçbir zaman da olamayacagini herkes görmelidir.

Dernegin giderek ilgisizlik ve desteksizlikten dolayi kapanma durumu ile yüz yüze kalmis olmasinin nedenlerini baska yerlerde arama çabasi, hiç kimseye yarar saglayamaz..

Yani, insanlarimizda giderek toplumsal bir zaaf haline gelmis olan, hata ve eksikliklerin kaynagini kendilerinde  arama yerine, baska yerlerde arayarak, var olan olumsuzluklara bir günah keçisi bulma çabalarini görüyoruz. Bu türden yaklasimlar bizlere, sorunun ciddiyetinin kavranmadigini gösteriyor.

Bizler; sorunlarin, böyle gerçekçi olmayan yöntemlerle ele alinip degerlendirilmesini dogru görmedigimizi ve bu yöntemlerle yapilacak degerlendirmeleri de hiç bir zaman onaylayamayacagimizi belirtmek isteriz. Çünkü,  bu türden degerlendirmeler, insanlari, yogunlasmalari gereken noktalardan uzaklastirarak,  dikkatlerinin  dagilmasina yol açmaktan baska bir ise yaramaz.

Örnegin; dernegin bugün tikanma noktasina gelmis olmasini, küskünlerin olmasina ve zamaninda dernek sitesine birseyler yazmamalarina ya da kimi üyelerin aidatlarini zamaninda ödememelerine baglamak dogru bir tespit midir sizce. Eger “küskünler“ olarak nitelendirdiginiz insanlar, her gün dernek sitesine birseyler yazmis olsalardi, tikanma noktasina gelmis olan demokratik isleyisinizde bir çözüm mü olacakti?.Yada herkes aidatlarini zamaninda yatirmis olsalardi,  bu tikanikliklar yasanmayacak miydi saniyor sunuz!. Dernek kasasinda biraz daha fazla para birikseydi neyi degistirirdi acaba. Sadece para, her meseleyi çözmeye yeterli olabilirmi? Hayir.Var olan sorunlarinizi bu gibi sebeplerle açiklayamazsiniz.

Insanlarin dernege duyduklari güvensizlik ve dernege mesafeli duruslarini bu gerekçelerle açiklamaya kalkmak, agaci görüp ormani görmemek olur.

Ya da kimi arkadaslarin yaptigi gibi,  Ayet’ler aktararak, insanlarin ilgisiz kalisini ve dernegin tikanikligini izah etmeye kalkmanin ne kadar  basit, sorunlarin gerçekliginden ne kadar uzak bir yaklasim oldugunu sizlerde görüyor olmalisiniz. 

Öyle ise sorunlarin odaklandigi gerçek dügümü bulup çözmek zorundasiniz. O dügümün çözümünü ne falcilarda ne de ayetlerde bulamazsiniz. Çözüm; kendi iç isleyisinizde dügümleniyor ve bir türlü  isletmeyi basaramadiginiz  demokratik isleyisi harekete geçirme pratiginizle baslar.

Gelinen asamada, yönetim kurulu üyeleri de dahil, her arkadasimizin, her dernek üyesinin üzerinde titizlikle durmalari ve  dogru bir yöntemle sorgulamalari gereken konu sudur; bu ‘Dernek’ hangi kosullarda ve hangi ihtiyaçlardan dogmustu? Bu ihtiyaçlarin ne kadarini karsilayabildi?

Eger dernegi var eden kosullar varligini halâ sürdürüyorsa, o kosullar üzerinde olusan bir yapi, yani  Pamuklu Köyü Sosyal Dayanisma Dernegi, neden insanlarin, kendi üyelerinin ve hatta kendi yönetim organinda yer alan üyelerinin ilgi ve desteklerinden yoksun kalarak kapanma durumuyla karsi karsiya gelmis bulunuyor?

Iste bu sorulara gerçekçi cevaplar bulabilinirse eger, o zaman dernegin bu gün içine girdigi durumu kavramak kolay olur.Ancak bundan sonra gerçekçi çözümler üreterek ileriye dogru adimlar atilabilinir.

Oysa bu Dernek, Pamuklu Köyü’nün ve Pamuklulular’in sosyal ve kültürel ihtiyaçlarini karsilamak, köylü ve akrabalar arasinda süre gelen ve yanlis yaklasimlardan ötürü de bir türlü çözülememis olan problemlerini demokratik bir ortamda çözmek ve onlari, birlik-beraberlik içerisinde yeniden bulusturmak ihtiyacindan dogmustu.

Peki bu kadar ciddi bir ihtiyaçtan dogan bir olusum, demokratik bir kurulus oldugunu iddia eden Pamuklu Köyü Sosyal Dayanisma Dernegi, nasil oluyor da bu denli kisa bir zaman zarfinda kendi üyelerinin ve köylülerinin destek ve ilgilerinden yoksun kaliyor ve kapanma  tehlikesi ile yüzyüze gelmis oluyor?

Bu sorunun cevabi bizce surda yatmaktadir: Bir demokratik olusum olarak dernek, kendi iç bütünlügünü saglayip, en basta kendi bünyesinde demokrasiyi isletebilirse eger, iste o zaman kendi üyelerine ve üye olamayan  köylü ve akrabalarina karsi demokratik davranabilir ve  kendi çevresinde gelisebilecek olaylara müdahale etme sansina sahip olabilir. Ve ancak, kendi varolus nedeni olan ihtiyaçlari böyle karsilayabilir. Aksi takdirde çok kisa sürede yozlasip yok olma tehlikesi ile karsikarsiya gelmesi kaçinilmaz olur. Bu durum, en ciddi  siyasal kuruluslar, siyasal partiler vb. gibi olusumlar için geçerli oldugu gibi en basit  dernekler için de böyledir.

Ancak demokrasi geleneginin olmadigi, demokrasinin kurum ve kurallariyla isleme sansini bir türlü bulamadigi bir ülkede yasamakta olan insanlarimizin demokrasi anlayislari ve olaylari sorgulama yöntemleri çok dar ve çarpik olmaktadir. Böylesi toplumlarda yasayan insanlar, ister demokratik kurumlarin basinda bulunsunlar, ister demokratik mücadele içerisinde yillarini geçirmis olsunlar, demokrasiyi gerçek anlamda kavrayarak bilince çikaranlarin sayisi oldukça azdir. Kendilerine demokratim diyenlerin büyük çogunlugunun demokrasi anlayislari ise belli bir noktaya kadardir. Isler belli bir  noktaya gelip dayandiginda, o ana kadar demokrasiye toz kondurtmayan kisi ya da kisiler, yüzseksen derece zit bir davranis icerisine giriverirler. Çünkü o sinir, kisinin (daha önce olumlu pratik davranislar ortaya koymasina ragmen) anlayislarinda demokrasi kitligi gizil olarak mevcuttur. Ne zaman kendi önemli gördügü bireysel çikarlari yada yakin akrabalarinin çikarlari söz konusu oldugunda, anlayislarinda gizil olarak var olan sinir, kendisini kisinin pratik davranislarinda en açik biçimiyle disa vurmaya baslar.

Çünkü bu gibi toplumlarda yasamakta olan insanlar, içinde yasadiklari maddi kosullardan ve aileden baslayarak gelen egitim sisteminden tamamen bagimsiz bir davranis gösteremezler. Bu kisilige sahip kisilerin  demokrasiyi içsellestirip bir yasam tarzi haline getirmis bir demokrat gibi davranamayacaklarini çok iyi biliyoruz. Bunun çarpici örneklerini her gün pratik yasamda yasayarak görmek mümkündür.

Ancak insanlarimizdan bekledigimiz, dört dörtlük bir demokratin gösterebilecegi bir tavir sergilemeleri degildir. Arzu edilen tabii ki böyle bir tavir ortaya koyabilmeleridir. Uzun erimli olarak düsünürsek, varilmasi gereken nokta bu olmalidir diyoruz. Ancak bu asamada demokratik bir kurum olan dernekten bekledigimiz, asgari düzeyde de olsa, öncelikle kendi içlerinde demokrasiyi isletmesi, karar mekanizmasini demokratik bir tarzda çalistirabilmesidir. Böylece bireysel karar alma ve bireysel davranma aliskanliklarinin önüne geçip ayni hatalarin sürekli olarak tekrar tekrar yasanmasina meydan vermemesidir.

Degerli arkadaslar;

Avrupa’da yasayanlar olarak bizim tavrimiz; gerek Pamuklu Köyü Dernegi’ne iliskin ve gerekse de köylülerimiz arasinda var olan sorunlarin çözümüne iliskin olsun, basindan beri çok açik ve nettir.

Her zaman vurguladigimiz gibi,  eger Dernek, kurulus amacina uygun davranarak tüm Pamuklulular’a esit davranir ve hepisini kucaklamaya çalisirsa, bu anlamda köylü ve akrabalar arasinda yasanan olumsuzluklarin giderilmesi için hiç bir tarafli tutuma meydan vermeden Demokratik Platform islevini yerine getirebilirse ve o ‘Platform’da alinan kararlarin hayata geçirilmesinde  çaba harcar ve alinan kararlarin  takipçisi olabilirse, yani öz olarak; tüm köylü ve akrabalari kucaklayan yapici ve birlestirici bir rol üstlendigi sürece, Pamuklu Köyü Sosyal Dayanisma Dernegi’ni, maddi ve manevi olarak destekleyecegimizi her zaman söyledik ve pratik olarak bu anlayislarimizin geregini yaptik. Dernek bu islevini yerine getirdigi müdetce yapmaya devam edecegiz.                                                         

Burada dikkat edilmesi gereken nokta sudur; desteklerimiz hiç bir zaman tek tek kisilere olmadigi gibi kosullu bir destektir. Yani destek kosulumuz; Dernegin, yukarda vurguladimiz kosullari yerine getirip getirmedigine  bagli olmaktadir. Yani Pamuklu Köyü Dernegi’ni her kosul altinda destekleme diye bir anlayisimiz hiç bir zaman olmadigi gibi, bu yönlü bir taahüdümüz de yoktur.

O nedenledir ki biz, demokratik anlayis ve düsüncelerimiz dogrultusunda  “Dernek“ olusumunu ele alip degerlendirdik ve o düzeyde katkilarimizi sunmaya çalistik.

Demokratik bir olusum olarak Dernegi, hiç bir zaman basinda bulunan insanlarin niyetlerine göre degerlendirmedik. Tam tersine, olaylar karsisindaki tutum ve davranislarini esas aldik.

Sevgili Pamuklulular,

Konunun daha iyi anlasilmasi bakimindan  su noktanin altini tekrar çizmek istiyoruz;

Bizler, Türkiye’de ya da  Pamuklu’da yasamiyoruz. Içinden koparak geldigimiz toplumsal kosullardan bir bütün olarak henüz kopmamis olsak da, Avrupa’da yasiyoruz. Buradaki sosyal ve toplumsal yasam önümüze daha degisik sorunlari dayatmaktadir. Bizim düsünme biçimimiz ve davranislarimiz, dogal olarak içinde devindigimiz maddi kosullar üzerinden yükseliyor. Onun için fiziken Avrupa’da yasayip, kafa olarak da Türkiye’yi birebir yasamamiz mümkün degildir.  Oranin havasini soluyan, olaylari bütün canliligiyla yasayanlar sizlersiniz.

Bizler, ancak anlayislarimizla sizlere yardimci olabilir ve sorunlarin çözümüne iliskin maddi ve mannevi olarak katkilarimizi sunmaya çalisabiliriz.

Eger  siz Türkiye’de yasayanlar olarak kendi derneginize sahip çikmaz, yalnislarina zamaninda müdahale edip, o yalnislari dogru bir tarzda  sorgulayamazsaniz, hep baskalarindan birseyler bekleyip durursaniz, sonuçta  çareyi, gerçekçi olmayan  ve her türlü çözümden uzak olan ayetlere siginmada bulursunuz.

Hep hazir olani tüketmeye aliskin bir toplumda yasiyoruz. Eger hiç üretmeden hep baskalarindan birseyler bekler ve hazir buldugunuzu tüketmeye devam ederseniz, gün gelir kendinizi de tüketmeniz kaçinilmaz  hale gelir.

Degerli arkadaslar,

Tam da bu nokta da basta dernek baskani olmak üzere, yönetim kurulu üyelerine, denetim kurulunda yer alan üyelere ve genel kurula çok önemli görevler düsmektedir. Eger Yönetim Kurulu  karar almada saglikli islemiyor ve demokratik  karar almada demokrasi degil, bireylerin iradesi belirleyici rol oynuyorsa, görev dagilimi yapilmis olmasina ragmen pratik olarak isletilmiyor ve  birey pek çok isi kendi basina yapmaya kalkiyorsa, bundan, basta baskan olmak üzere herkes sorumludur. Baskan, bir karar alinmadan önce yünetim kurulundaki üyelerin düsüncelerini mutlaka almalidir. Ondan sonra karar, oy birligi ile alinabilecegi gibi, oy çoklugu ile de alinmasi mümkündür.

 Demokrasinin isletilmesinden bunu anliyoruz. Yoksa fiziki olarak yönetim kurulu üyeleri bir araya gelemiyorsa, onlarin düsüncelerini almadan, onlarin ne düsündügünü ögrenme ihtiyaci bile duymadan, “çogunlugu olusturdum, karar alabilirim“ demek demokratik bir tutum olmaz.  Önce yapilmasi gereken yönetimi olusturan üyelerin düsüncelerinin ortaya çikmasini saglamak, eger ortaya çikan düsünceler temelinde oy birli ile karar çikmazsa, ondan sonra oy çoklugu ile karar alma yoluna gidilir. O zaman karar, katilmasalarda , herkes için baglayici olur. Aksi takdirde çogunlugu olusturarak, önemli kararlar almaya kalkmak sikintiya yol açacagi gibi, demokratik de olmaz. Olsa olsa darbecilik olur. Aynen bir dönem Latin Amerika ülkelelerinde sabah erken kalkip inisiyatifi ele geçiren genarallerin darbe yapip iktidari ele geçirdikleri gibi.

Onun için basta dernek baskani arkadasimiz olmak üzere herkes bu demokratik kurala bagli kalmak zorundadir.

Yönetim kurulu üyeleri , bu olmazsa olmaz kosulun takipçisi olmalidirlar. Yönetim kurulu hem denetim kuruluna, hemde genel kurula karsi sorumludur. Gerektiginde, yapilan çalismalar hakkinda onlara  rapor sunmali, demokratik olmayan davranislarin hesabini vermelidir. Dernek, bu koordineli çalismayi kendi organlari arasinda gerçeklestirmek zorundadir.

Herseye ragmen aksakliklar halâ devam ederse, denetim kurulunda bulunan arkadaslarimiz devreye girerek denetleme görevlerini yapmak zorundadirlar. Eger denetim kurulu üyeleri, denetleme görevini yapmaz, yönetim kurulu içinde isletilmeyen demokratik kurallarin hesabini sormazlarsa, denetim organi olarak ayni hatalara ortak olmus olurlar. O zaman, objektif olarak yapilan yalnislarin denetleyicisi olmus olurlar.

Yine, genel kurul üyelerine de ciddi görevler düsmektedir. Çünkü yönetim kurulu üyelerini seçenler genel kurul üyeleridir. Yalnislari gördükleri noktada hesap sormalarini bilmelidirler. Çünkü onlarin görevi,  kagit üzerinde üyelikleini sürdürmek yada sadece aidat ödemek degildir. Yeri geldiginde genel kurulu göreve çegirarak, olumsuzluklara, anti demokratik isleyislere dur demelidirler.

Evet arkadaslar, Pamuklu Köyü Dernegi’nin hangi kosullarda kuruldugunu hepimiz az çok biliyoruz. Köylülerimiz arasinda yasanan içme suyu sorunu ciddi anlasmazliklara yol açip mahkemelere tastigi bir asamada kuruldu. Dernek kurucularinin bir kismi ise, “su sorunu”nda taraf durumunda olanlarin bir kesimine dayaniyordu. Diger taraf ise tamamen dernegin disinda kalmis ve dernegi olusturanlara ‘su sorununda yasanan olumsuzluklardan dolayi’ pek güven duymuyorlardi. Buna, dernegi olusturan arkadaslarin niyetlerinden bagimsiz olarak, bazi tarafli davranislari da eklenince Dernek, dogar dogmaz ciddi bir güvensizlikle karsi karsiya idi.

Onun için dernek yöneticilerini daha çok önemli ve zor görevler bekliyordu. Dernege karsi, daha kurulus asamasinda güvenmeyen ve dernegin kendilerine karsi tarafli bir tutum içinde olacagi yargisini tasiyan Pamuklulular’in önemli bir kesimini ikna ederek gerçekten tarafsiz bir kurum oldugunu, herkese esit davrandigini pratik içerisinde göstererek, onlarin güvenlerini kazanmaya çalisacaklardi. Diger yandan dernegin sadece bir kesime ait olmadigi gerçekligini, pratikte onlari kucaklayarak, dernek çatisi altina çekerek, yönetim organinda yer almalarini saglamak durumunda idiler. Böylece o insanlarimiz da köyün sorunlarina iliskin alinacak kararlarda, kendi düsüncelerini ifade etme olanagina kavusmus olacaklardi. Güven sorunu ancak bu  biçimiyle bir ölçüde çözülebilinirdi.

Ama bildigimiz kadariyla, dernek yönetiminde yer alan bazi arkadaslar, ilk baslarda  tarafsiz davranma konularinda gereken hassasiyeti gösterememislerdir. Dolayisi ile kisilere karsi olusan tepkiler, ister istemez dernege karsi duyulan tepkiye dönüsmüstür. Bu anlamda dernek, çok sanssiz bir dönemde kuruldugu gibi, bir dizi dezavataji da bereberinde getirmistir.

 Köyde yasanan “içme suyu” problemi, daha önce bazi köylüleri ve akrabalari biribirlerine karsi mesafeli davranan iki farkli kesime ayirmisti. Dernegin kurulmasi ile beraber, bu mesafeli durus, varligini  “dernekte yer alanlar” ile “dernek disinda kalanlar” biçiminde sürdürmeye devam ettirdi.       

Daha sonraki dönemlerde, her ne kadar bu mesafe, yapilan ciddi çalismalar sonucu önemli ölçüde giderildi ise de, gerek senlik döneminde  ve gerekse sonraki günlerde  yasanan bazi olaylar gösterdi ki, güvensizlikler ve karsilikli olusmus önyargilar varligini halâ devam ettirmektedirler.

Bizler, bu konudaki düsünce ve önerilerimizi, degisik dönemlerde yayinladigimiz yazilarda dile getirdik.

Dernegin gelisip güçlenebilmesi için bu handikaptan mutlaka kurtulmasi gerekir. Bunu basarabilmenin yolu, hiç süphesiz ki, halâ dernege katilmamis ve dernege karsi belli güvensizlikler tasiyan köylü ve akrabalarin dernek saflarina çekilmesi, yönetim organinda onlara da yer verilerek, ortak olan sorunlarin çözümü için o köylü ve akrabalarimizin da iradelerini, alinacak ortak kararlarda ortaya koymalarini saglamak ve güven ortaminin kurulmasindan geçer. Bunun bir an evvel yapilmasinin zorunlulugu, ‘evlere baglanacak kapali devre içme suyu projesi’ tartisildiginda kendini bir kez daha “olmazsa olmaz“ bir sekilde ortaya koydu.

 Iste biz bunlari her defasinda dile getirmemize ragmen, bu güne kadar , bu yönde ciddi bir adim atilmadi.

Tam da bu dönemde sevgili Düzgün Aktülün bir yazi yazmis ve bundan böyle sorunlari saglikli ve kalici çözümlenebilmesi  için dernek yönetiminin disinda kalan akrabalardan bazi kisilerin  yönetime mutlaka alinmalari gerektigini, aksi taktirde demokratik çözümlerin tikanabilecegini dile getirmisti.

Ama üzülerek söylemeliyiz ki, d aktülünün bu önerisini tam okuyup anlamadan baska alanlara çekerek haksiz yere elestiren sevgili Musa Bedir’in ruh haline hiçbir anlam veremedik. Sanki yönetimi o köylüleri ile paylasmak istemiyordu. Sevgili Musa’nin üzerimize biraktigi izlenim bu yönde idi. Çünkü d aktülün sorunlari siddetle çözmeyi degil, diyalogla, karsilikli anlasarak çözülmesini istiyordu. Geçmisten süregelen anlamsiz sürtüsmelerin artik son bulmasini vurguluyordu. Evet sevgili d. aktülünün elestirilmesi gereken pek çok yanlari var. Ancak o yazi, bizce çok olumlu ve yerinde yazilmis bir yazi  idi.

Hatta ayni yazi üzerine Ali Haydar Umut “D. Aktülün ilk defa güzel bir yazi yazdi” diyerek bu yaziya ve öneriye dikkat çekmesine ragmen konu üzerine yogunlasan olmadi.

Yönetim Kurulu, o yaziyi ele alip düzenleyerek bir öneri biçiminde tartismaya sunabilirdi. Ancak bu sekilde  dernek disinda kalanlarin güveni kazanilabilinirdi. Öyle yapmis olsaydiniz, hem kendi üyelerinizin destegini hemde dernek disinda kalanlarin destegini almis olurdunuz.  Ama bunu yapamadiginiz gibi, sevgili Musa Bedir’in gereksiz çikisina sessiz kalarak O’na bir nevi ortak oldunuz. Diger yandan, bizlerde, konuya iliskin ayni önerileri defalarca dile getirdik, Pamuklu Köyü Dernegi tüm Pamuklulular’i kucaklamasi gerekirdi ve  bunun yolu da çözüm önerilerimizden geçiyordu. Ve d Aktülün’e karsi konulan tavirda da görülüyor ki, o güne kadar yaptigimiz önerilerin  fazla bir etkisi olmamistir.

Köylü ve akrabalar arasinda siddete yönelen ya da siddet anlayislarini ön plana çikaran, (kim olursa olsun) karsi çikmak elestirerek mahkum etmek, basta dernek yönetiminde yer alan arkadaslarimizin görevi olmak üzere her demokratik düsünceye sahip kisilerin  görevidir. Düzgün’ün daha önceki yazilarinda bu türden anlayislar mevcuttu. Ve o yazilara karsi, sevgili Saime Gündü ve M. Ali Çaynak abinin disinda karsi çikan, elestiren olmamisti.

Yine  Düzgün’ün sözkonusu olan yazisindan bir kac gün önce,  teknik elemanlarin içme suyu projesini hazirladiklari dönemde dernek adina orada bulunan arkadasin karsilastigi olumsuzluklar karsisinda tahriklere kapilarak, Pamuklu Köyü Dernegi’nin varolus nedenleri ile bagdasmayan bir tutum içine girdigini hepimiz biliyoruz.

O arkadasin karsilastigi güçlükler, maruz kaldiklari hakaretler nelerdi, tam olarak bilmiyoruz. Ancak eger bir kisi dernek adina orada bulunuyorsa, onun sorumluluguyla hareket etmek zorunda idi. Hiçbir olumsuzluk, hiçbir tahrik ya da hiç bir tehdit, sorumlu olan kisinin sorumlulugunu unutmasini ve kendisine karsi çikan köylülerle feodal hesaplasma içerisine girmesini hakli çikaramaz. Siddet ve feodal hesaplasmalari ortadan kaldirmak için kurulmus olan Pamuklu Köyü Dernegi’nin bir temsilcisi bir anda kendi varligini inkar edercesine, “göze göz, dise dis” anlyislarini, köy sitesini kullanarak gündeme oturtuyor.

Bu anlayislara o arkadasimizin inanmadigini biliyoruz ve bu yönde yaptigi özelestrilere inaniyoruz. Ancak Köy Sitesi’nde sergiledigi tutumuyla  potansiyel olarak bu anlayislari tasiyanlara prim verdigini, genç insanlarimiza kötü bir örnek oldugunu unutmamak gerekir.

O yaziya karsi, basta Saime Gündü ve A. Haydar Umut olmak üzere bazi arkadaslarimz tavirlarini ortaya koydular. Hatta o dönemde, Içme Suyu Projesi  karsilikli olumsuz yaklasimlarla bir kriz haline getirildi. O krizi asmak için sevgili Saime Gündü’nün harcadigi olaganüstü çabalarini yakindan izledik ve her zaman takdir ediyoruz. 

Ama  dernek baskani sevgili Musa Bedir o gün sessiz kalmayi tercih etmisti. Bu çifte standart nedendi acaba?

Yalnis anlasilmasin, burada amacimiz, özelestrisini yapmis arkadasi yeniden gündeme koyup üzerine gitmek degildir. Ama o ortamda kendini disa vuran anlayislari çok ciddi buldugumuzu ve önemsedigimizi söylemek isteriz..

Dileriz bundan böyle herkes sorumlu davranir,  agir tahrik ve olumsuzluklar karsisinda duygularina yenik düsmezler. Bir yandan demokratik anlayis ve hosgörüyü yerlestirmek için mücadele verirlerken, diger yandan duygulariyla hareket edip, bilinçaltindaki siddet güdülerini devreye sokmazlar.

Burada üzerinde durmak istedigimiz asil nokta, çifte standart tavirdir. Bir yandan  Düzgün’e karsi, köylülerini savunmada bu kadar hassas davranan arkadaslarimiz, yukarda bahs ettigimiz cok acik ve bariz olan anlayislar karsisinda  suskun kalmayi tercih etmis olmalari idi. Bu durum gösteriyorki, tepkiler, yazinin icerigine degil yaziyi yazan kisiye olmustur.

Eger bu  güne kadar birileri bu konuyu gündeme getirmedi ise, kimse durumu fark etmedi sanilmasin. Insanlarin homurtular biçiminde yükselen tepkilerini yakindan duyuyoruz. Belki de simdilik “nasil olsa birileri dile getirir“ anlayisiyla yanlislara karsi çikma yerine tepkiyi birilerinden bekleme gibi edilgen bir tavir takinmayi tercih ediyorlar.

Bu anlayislarla nereye kadar gidebilirsiniz, bu tutumlarinizla insanlara karsi ne kadar inandirici ve güvenilir olabilirsiniz?

Daha sayacagimiz bir dizi nedenlerin yani sira, demokrasiyi kendine göre yorumlar ve kendine göre uygulamaya kalkarsaniz, defalarca yapilan uyari, elestri ve istifa tepkilerine ragmen,  demokrasiyi kendine göre isletir ve en yakin çalisma arkadaslarinin iradesini hesaba katmazsaniz, varacaginiz nokta, kaçinilmaz olarak güvensizlik, ilgisizlik ve tükenme noktasi olacaktir!.

Diger yandan, gerek Avrupa’dan gelen temsilciler ve gerekse orada bulunan dernek yöneticileri ve köylülerin katildiklari genis bir “Senlik” yapildi. Senlik boyunca Pamuklu Köyü Dernegi Platformu temelinde köylülerimiz biraraya getirilerek karsilikli önemli problemler konusuldu ve sonuçta bir dizi kararlar alindi. Yani demokratik anlayis ve çözümlerin  önemli köse taslarini birlikte oturttunuz. Bu, ileriye dogru atilmis önemli bir ilk adimdi. Ikinci adimin atilmasi ise birincil derecede dernek yöneticilerine düsmektedir. Dernek yönetimi alinan kararlarin pratik takipçisi olacak ve gelismeleri bizlere ve köylülere aktaracakti. Diger yandan “eger alinan kararlarin hayata geçirilmesinde savsaklama görülürse, bizler devreye girer ve hesabini sorariz” demistik.

Simdi soruyoruz sizlere;

1. Yazin köy senliginde dernek platformunda bir araya gelerek alinan kararlarin akibeti ne oldu? Protokol biçiminde yayinlanan kararlari kaç köylümüze ulastirdiniz, kaç kisi imzaladi ve Protokolün son durumu nedir?

2.  Protokolde yer alan önemli kararlardan biri; “yaz senligi öncesinde yapilan çalismalarin da gösterdigi gibi, köyde gelisen olaylara yerinde ve zamaninda müdahale etmek için Karakocan’da dernege bagli bir temsilciligin olusturulmasi” karari ne oldu, yönetim kurulu bu karari onaylamaktan vaz mi gecti yoksa karari onaylamasina ragmen pratige geçirmedi mi? Ve bugün orada halâ bazi insanlarimiz küskün ve dernege güvenmeyip kendi yöntemleri ile kendi problemlerini bireysel çözmeye çalisiyorlarsa, bunda sizlerin payi yok mudur? Eger orada bir temsilcilik olusturulmus olsa idi, var olan güvensizlikler giderilemez miydi? Ve gelinen noktada dernek yönetiminde bulunan arkadaslarin kendi bireysel yöntemlerini uygulamaya devam ederken, siradan bir köylüyü nasil ikna edip bireysel çözüm yöntemlerinden nasil vaz geçirebilirler. Böyle bir kurulusun, kendi insanlari karsisinda inandiriciligi kalabilirmi?

3. Yine Pamuklu Köyü’nün varligi ya da yok olusunu ilgilendiren “baraj” yapimina karsi birseylerin yapilmasi için kararlar alindi. Bölge milletvekilleri ile görüsülecekti vb. Bu konuda neler yapildi?

Bu konuda, biz yurt disinda yasayanlar olarak, degisik köy derneklerine mensup arkadaslarla birlikte Pamuklu Köyü Dernegi Yönetim Kurulu’na yönelik ‘çagri’ yazisi gönderdik. O çagrimizda bazi önerilerimizi sizlerle paylasmak üzere sunduk. Yönetim Kurulu olarak o çagrimiza neden hiç bir cevap verme ihtiyacini duymadiniz? Yoksa köylülerimizin bu konuda hiç bir kaygilari kalmadi mi? Ya da böyle bir sorun gündemden kalkmis midir? Öyle ise neden insanlari bilgilendirme ihtiyacini duymadiniz?...

Barajlara karsi sevgili Düzgün Çelikkol ve Saime Gündü’nün bireysel çabalarindan baska hiç bir seyin yapilmadini gayet iyi biliyoruz. O nedenle bu iki arkadasimiza yürekten tesekkür ediyoruz, hem köylülerin baraj yapiminina karsi duyduklari kaygilarini dikkate aldiklari için, hemde bizim çagrimizi ciddiye alarak bazi seyleri yapmaya çalistiklari için…

4. Tapu ve Kadastro konusunda neler yapildi, gelismeler nedir? Bu konuda da henüz bir bilgiye sahip degiliz. Alinan diger kararlarin akibeti gibi.

5. En kisa zaman zarfinda Dernek disinda kalan akraba ve köylülerimize giderek, onlari dernek olarak kucaklamak ve dernek ile bu köylülerimiz arasinda olusmus mesafeyi kapatmaya çalismak!.

6. Dernek ile köy Muhtarinin koordineli olarak calismasi karari alinmisti. Böyle bir calisma yapiliyor mu, muhtar ile köylüler arasinda yasnan yeni bir sikinti varmi, ya da muhtarin ilce yönetimi ile bir problemi var midir?

15 Aralik günü yaptiginiz  “gece” sizler için iyi bir firsatti. Geceden sonra yönetim kurulu bir araya gelip hem geceyi degerlendirebilirdiniz, hemde var olan tikanikligi asmak için neler yapilmasi gerekir konusunda bir karar alabilirdiniz. Biliyoruz diyeceksiniz, ” Yönetim Kurulu olarak bir araya gelme imkanimiz yoktu”. Bu gerekçenizi bir anlik kabul etsek bile, “aylik gazete çikarmak” gibi bizce önemli bir konuda nasil karar aldiniz? Eger yönetim kurulundaki arkadaslarin düsüncelerini almadan böyle bir karara vardiysaniz,  acele olarak aldiginiz bu karar yeni sikintilara yol acacagini hesaplamalisini!

Yoksa, bu karari da mi, yukarda dile getirdigimiz yanlis yöntemlerle, ”çogunlugu olusturdugunuz”dan digerlerinin düsüncelerini ögrenme geregini duymadan mi aldiniz?                                    

 Ne yazik ki,  geceden sonra bir araya gelmeyi denemediginiz gibi, Vitrindeki bir takim süslemelerle durumu kurtarmanin yollarini ariyorsunuz.

Avrupa’da yasayanlar olarak biz soruyoruz sizlere; bir ”degerlendirme gecesi/toplantisi” yapma ihtaycini neden duymadiniz?

Eglenmek yada para kazanmak için gece yapilir yapilmaz degil. Ama, sevgili arkadaslar, bu kadar sorunla karsi kasiya iken ve yönetim kurulunu bir araya getirme ihtiyaci varken, neden bir degerlendirme gecesi yada toplanti yaparak sorunlarnizi masaya yatirmadiniz? Yoksa sizler, böyle bir ihtiyaci duymuyor musunuz?.  

Iste sevgili Pamuklulular, üzerinde aciliyetle durulmasi ve gerçek anlamda sorgulanmasi gereken konular bunlardir. Dernegin bu duruma gelmesinin altinda yatan gerçeklik budur. Bunlarin üzerine ciddiyetle gitmeli, sorunu ta kurumun kendi iç isleyisinden baslayarak bir iplik yumagi gibi ele alip çözmek zorundasiniz. Aksi takdirde ne saglikli bir karar alinabilinir ne insanlari etkileme sansiniz kalabilir ne de alinan kararlari hayata geçirme sansini bulabilirsiniz.Giderek güvenirliginizi tamamen kaybeder ve yaninizda kalan insanlarida kaybetmeye baslarsiniz! Böyle olmasini hiç istemiyoruz. Sizin, insanlari distalama, yada kaybetme diye bir lüksünüz yok, tamtersine insanlari kazanma görevi ile karsi karsiyasiniz.  Çünkü dernegi var eden kosullar halâ mevcut olup, böyle bir olusuma duyulan ihtiyaçlar devam etmektedir. Ama bir tikanmanin oldugu da bir gerçek. Iste o tikanikligi  dogru bir tarzda asmak zorundasiniz.

Görülen o ki, Dernek Yönetim Kurulu üyelerimizin çogu kendi asli görevlerini anlayabilmis degillerdir. Dolayisiyla dernek baskani saymanin, sayman bir baskasinin, bir baskasi ise digerinin görevini yerine getirmektedir. Durum böyle oluncada kaotik bir ortam ortaya çikmakta, kimileri bilinçsizce de olsa atil duruma sokulmaktadir. Veya bekledigi görev bir türlü kendisine devredilememektedir. Bu duruma bir an önce son verip görev dagilimini adilane biçimde devrederek, diger üyelerin aktiflesmeleri saglanmalidir. Aksi davranis biçimi dernegin isleyisini çikmaza sürüklemektedir. Bu davranis biçimi, basina buyruk harekat tarzi terk edilmeli, ortak aklin gücü yasama geçirilmelidir.

Dernegimizin Denetleme Kurulu Üyeleri kendi görevini ya kavrayamamis veya unutmuslardir. Dernek tüzügüne göre ortak alinmis olan kararlarin Yönetim tarafindan uygulanmadigi zamanlarda, Denetleme Kurulu harekete geçmeli, Yönetimi uyarmali, gidisata müdahale etmeli, siki bir denetimden geçirmeli ve bunlari rapor haline getirerek üyeleriyle paylasmalidir. Kisacasi Yönetimin is yapmasi için Denetim Kurulu Üyeleri, Dernek Yönetimini kamçilamalidirlar. Bu Onlar’in asli görevidir.

Dernek Üyelerinin, üyelik yükümlülüklerini (bir kaç kisi hariç) yerine getirdiklerini söylemek mümkün degildir. Dernegimizin tikanma noktasina gelmesinde dernek üyelerimizin payi oldukça büyüktür. Çünkü üyelerimizin büyük bir kismi; “bekle gör”, “nasil olsa birileri yapiyor, elestiriyor, soruyor, sorguluyor”, “ben olmasamda, ben gitmesemde, ben yapmasamda, ben konusmasamda, ben yazmasamda, ben uyarmasamda olur”, “’su’ benim sorunum degil, ‘Baraj’ benim sorunum degil çünkü benim Pemelig’de arazim yok onun için bu sorunlara dokunmayayim”, “geceyi ben düzenlemiyorum onun için desteklememe gerek yok” vb. gibi düsünüp ona göre hareket ettikleri için, kendilerini gelismelerin disinda görüyor, sorumlu olmadiklarini saniyorlar. Oysa sorunlarin hepsi bir biçimiyle kendilerini ilgilendirmektedir. Kendileri sorunlarin bir biçimiyle ortasindadirlar. Dolayisiyla pasif durumdan bir an önce çikmali aktif pozisyona geçmelidirler. Bütün köylülerimiz tasin altina ellerini koymalari gerekiyor. Bir seyler yapip basaracaksak, bunu birlikte yapacagiz. Ortak aklin gücüyle hareket edecegiz.

Basta dernek baskani olmak üzere bütün yönetim kurulu üyeleri ve genel kurul üyeleri bazi göstermelik olaylara aldanmadan, üzerlerine düseni yapmak zorundadirlar. Demokratik kurallari isletmek durumundasiniz. Aksi takdirde, istenmesede, üzücü sona dogru gitmek zorunda kalmaniz kaçinilmaz olur.

Tamda bu noktada yapilacak calismalarin yani sira, avrupada dernek faaliyetlerini yürütmekte olan bir arkadasimizin kendi deneyimlerinden hareketle önerdigi; gerek dernek bünyesinde var olan iletisimsizligi gidererek dernegin ic isleyisine yeniden islerlik kazandirabilecek ve gerkse dernek  disinda kalmis  köylü ve akrabalarla iliskiye gecip onlari dernege cekmek icin bir köprü görevini görebilecek bir Komitenin secilmesi isleri daha kolaylastirabilir. .

Sonuç olarak; Pamuklu Köyü’nün sorunlari henüz bitmis degildir. Herseyden önce baslatmis oldugumuz demokratik çözümler gelenigini gelistirip yasatmaya ihtiyaç vardir. 21. y.y.’da insanlarimiz kendi sorunlarini halâ ilkel yöntemlerle çözmeye çalisiyorlarsa, bunda siyasal rejimlerin payi büyük oldugu gibi, durumun bilincinde olup buna müdahale etmeyen insanlarimizinda bunda payi hissedilir derecede vardir.

Insanlarimiz, kendi sorunlarini çagdas insana yakisir bir tarzda ele alip çözmeye, çagdas insan gibi paylasmaya, çagdas insan gibi yasamaya layiktir.

Islerin “Baska Biçim“ de çözüldügü Türkiye’de bunu basarmak zor,  ama ‘mümkündür’ diyoruz.

Bugün Türkiye’de gidrek yaygin hale gelen ve   siradan insanlar tarafindan bile dile getirilen anlayislar sudur; “demokratik anlayis, demokratik hosgörü  ve insanlarin kendi aralarindaki çeliskileri karsilikli saygi  temelinde çözmeleri çok güzel ve çok dogru bir yöntemdir. Ama  bunlarin Türkiye’de hayat bulmasi çok zordur. Çünkü Türkiye’de isler “baska biçim“de çözülüyor. Yani, yolsuzluklardan ve baskilardan dolayi bir türlü islemeyen ‘Adalet Mekanizmasi’nin yerine bu “baska bicim“ler devreye giriveriyorlar” demeleri tesadüf degildir. Bu  yargi`yi, en siradaki bir insanin bilincine yerlestiren ve giderek herkes tarafindan kabul görmeye baslayan  siyasi iktidarin resmi ve gayri resmi odaklari ve onlarin toplumda estirdikleri  baski, terör ve cesitli cinayet bicimleri ile sonuclanan siddet yöntemleridir.

Demakratik hak ve özgürlüklerin yerine, demokratik çözümler yerine en basta devletin çesitli kurumlari tarafindan bas vurulan  baski, siddet ve terör yöntemleri ile toplumsal muhalefeti sindirerek yönetme politikasidir. Özü  kan, katliam, linç ve yoketme olan bu politikanin, toplumda yarattigi güvensizlik, “yarin ne olcak” korkusu ve “gücü gücüne yeten yasayabilir” yargisidir.

O yöntemlerin hiçbir seyi çözmedigini, tam tersine daha büyük sorunlara yol açarak toplumu kargasa ortamina sürükledigini hepimiz biliyoruz.

Bizim insanlarimizin, bizim akraba ve köylülerimizin o “Baska Biçim“lere ihtiyaçlari yoktur. Olmaz, olamaz, olmamalidir. Bunlar bizim çözüm yöntemlerimiz degildir. Bu türden çözüm yöntemlerinin karsisindayiz ve siddetle red ediyoruz!

Eger sizler, topluma tek çözüm yöntemi olarak dayatilan “Baska Biçimler“ üzerinde yükselen anlayis ve aliskanliklari tarihe gömerek ortadan kaldirmak istiyorsaniz; toplumun en küçük birimlerinden baslayarak demokrasiyi uygulamak, demokratik dönüsümleri saglayarak birbirinize karsi elestiri ve uyarilara da hazir ve açik olmalisiniz. Düzenin insanlarimiza giydirdigi “deli gömlegi”ni yirtip atmanin zor oldugunu biliyoruz. Önemli olan zaten zorluklari asabilme cesareti göstermektir. Sizlerden beklentimiz budur.

Insanlarimizin belli ihtiyaçlarindan dogan Pamuklu Köyü Sosyal Dayanisma Dernegi; her türlü olumsuzlugu asarak yeniden demokratik bir islerlik kazanmali, Pamuklu Köylüleri’nin kendi sorunlarini karsilikli konusup tartisabildigi ve demokratik çözümler ürettigi bir  platform olmaya devam etmelidir.

Bütün küskünlük ve alinganliklarin bir yana birakilarak, herkesi kucaklamaya çalisan, herkesin kendini rahatlikla ifade edebilecegi bir ortam yaratmak için, insanlarimiz arasinda saglikli isleyen bir iletisim görevini yerine getirmeye devam etmelidir bu Dernek. Tüm Pamuklulular’in dernegi oldugu gerçegini pratik yasam içinde, ortaya konulacak pratik davranislarla ön yargi duvarlarini asmali, Pamuklulular’i birlestirmeye, bütünlestirmeye devam etmelidir.

Bu dogrultuda atacaginiz her adimda yaninizda olacagiz.

Bu anlayis ve perspektifler isiginda yapacaginiz çalismalarinizda basarilar diler, selam, sevgi ve saygilrimizi sunariz

Hüseyin Aktülün                                                Ali Haydar Umut

 Sevim Aktülün                                                   Ersin Eren Umut

 Ali Bozkurt                                                        Hikmet Caynak

 Gülsüm Bozkurt                                               Nazire Caynak

 Hüsniye Caynak                                              Sakine Umut

 Cagri Caynak(Gauco)                                    Sebahat Umut

 Haydar Caynak                                              Sevgi Önal

 Senay Caynak                                               Hidir Önal

 Musa Umut                                                    Ali Umut

 Sevim Umut                                                   Mamure Umut

 Mesut Cigir                                                    Haki Celikkol

 Yüksel Celikkol                                              Gürsel Celikkol